Latest Posts

    Our Categories

    Twitter response:
    Kırmızı Başlıklı Kız
    Kırmızı Başlıklı Kız


    Sesli çocuk masalları sitemizdeki yeni masalımız Kırmızı Başlıklı Kız Masalını sesli olarak dinleyebilir, yazılı olarak okuyabilirsiniz.
    Masalı dinlemek için lütfen oynat tuşuna basınız.

    Kırmızı Başlıklı Kız Hikayesi

    Bir zamanlar küçük mü küçük sevimli mi sevimli bir kız varmış. Herkes çok severmiş onu. Annesi ona kırmızı bir başlık dikmiş.Bu başlık kıza öyle yakışıyormuş ki gel zaman git zaman herkes onu kırmızı başlıklı kız diye çağırmaya başlamış. Annesi bir gün onu yanına çağırmış:

    “Benim kırmızı başlıklı kızım, bu çöreklerle bir tas çorbayı al büyük annene götür. Zavallıcık çok hasta. ”
    Kırmızı başlıklı kız, “Peki anneciğim. ” demiş. Sepeti almış yola çıkmış. Kırmızı başlıklı kız ormandan geçerken karşısına kurt çıkmış. “Nereye gidiyorsun böyle kırmızı başlıklı kız?” diye sormuş.

    Kırmızı başlıklı kız kurdun kötü biri olduğunu bilmiyormuş. Korkmadan yanıt vermiş. “Ormanın öbür ucunda oturan büyük anneme çorba ile çörek götürüyorum, kendisi çok hasta da.”
    ” Ya işte bu çok iyi. Hem kızı yerim hem büyük annesini.”

    Kırmızı başlıklı kız şarkı söyleye söyleye, çiçek toplaya toplaya yoluna devam etmiş. Bu sırada kurt kestirme yoldan koşa koşa büyük annenin evine varmış. sesini incelterek:
    ” Tak tak tak!”
    “Kim o?”
    ” Benim ben torununuz kırmızı başlıklı kız. annemin gönderdiği bir tas çorba ile çörekleri getirdim. ”
    ” Mandalı kaldır da kapıyı açı ver. ”

    Kurt mandalı kaldırmış, kapıyı açmış içeri girer girmez kadının üstüne atlayıp yutuvermiş. Sonra büyük annenin başlığını giymiş, gözlüğünü takmış, yataüa girip kırmızı başlıklı kızı beklemeye başlamış. Az sonra kırmızı başlıklı kız kapıyı çalmaya başlamış;
    ” Tak tak tak!”
    “Kurt: Kim o?”
    “Benim büyük anne kırmızı başlıklı kız annemin yolladığı çorbayla çörekleri getirdim.”
    “Mandalı kaldır da kapıyı açı ver.”

    Kırmızı başlıklı kız mandalı kaldırmış içeri girmiş, kurt yorganın altına iyice büzülüp, kızı yanına çağırmış. Kırmızı başlıklı kız yatağa sokulmuş, kurda sormuş;

    “Ne kocaman kolların var büyükanne?”
    “Seni daha sıkı kucaklamak için yavrum!”
    “Ne kocaman kulakların var büyükanne?”
    “Seni daha iyi işitmek için yavrum.”
    “Ne kocaman ağzın var büyükanne?
    “Seni daha iyi yemek için!”

    Kurdun böyle demesiyle kırmızı başlıklı kız üzerine atılıp bir lokmada yutması bir olmuş. karnı doyunca uykusu gelmiş kurdun yine yatağa yatmış, horul horul uyumaya başlamış. O sırada kulübenin yanından bir avcı geçiyormuş büyükanneyi ziyaret etmek istemiş, kulübeye girmiş. Kurdun yatakta yattığını görünce her şeyi anlamış. Hemen bıçağını çekmiş kurdun karnını yarmış, kurdun karnını yarınca önce kırmızı başlık ilişmiş avcının gözüne derken, kırmızı başlıklı kız dışarı fırlayıvermiş.

    “Ahaa dünya varmış, kurdun karnı öyle karanlıktı ki ödüm koptu, yardımınız için teşekkür ederim. Sonra onun ardından büyükanne de çıkmış kurdun karnından. Kırmızı başlıklı kız hemen bir kucak dolusu taş toplayıp getirmiş,
    kurdun karnını tıka basa taşla doldurmuş.

    Kurt uyandığı zaman kaçmak istemiş ama taşlar öyle ağırmış ki karşıdan karşıya atlayayım derken uçurumdan düşüp ölmüş.

    Aslanlara Özenen Eşek Masalı

    Bu masalımızda da fazlasıyla tembel olan ve yük taşımayı sevmeyen bir eşeğin hayallerini dinleyeceksiniz Aslanların hayatına özenen eşeğin en büyük hayali bir gün aslan olarak yaşamak.

    Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde sahibi ile birlikte yaşayan bir eşek varmış. Bu eşeğin diğer eşeklerden en büyük farklı, en büyük isteği imiş. Diğer eşeklerin hayali, daha az yük taşımak, daha fazla yiyecek yemek iken, bu eşeğin hayali bir gün aslan olmakmış. Sahibi bu eşeği Karakaçan diye çağırırmış. Hem çok tembel hem de çok hayalci olan bu eşek, bütün gün gezer, yatar, uyur ve hayal kurarmış.

    Kurduğu tüm hayallerde, ormanlar kralı bir aslan olduğunu düşünen Karakaçan, hayallerinde bütün hayvanlara krallık edermiş. Sahibi ise bu kadar tembel olmasına karşın onu seviyormuş. Ancak tembelliğine ve hayalciliğine bir çare bulmayı istiyormuş.

    Bir gün sahibi Karakaçan’a bir aslan postu getirmiş. Karakaçan bu postu görünce sevinçten havalara uçmuş. Hemen aslan postunun içine girmiş, ‘Nihayet eşeklik etmekten kurtuldum.’ demiş. Şimdi istediğim gibi ormana gidip, aslan gibi yaşayabilirim, diye düşünmüş.

    Doğruca ormanın yolunu tutan Karakaçan, az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Orman sandığından daha da uzakmış. En sonunda yorulup, bir ağacın altında uyuyakalmış. Sabaha dek uyumuş.

    Sabah olunca Karakaçan uyanmış. Bir de ne görsün. Ormandaki bütün hayvanlar onun başına toplanmış. Bu işe çok sevinen Karakaçan, en sert sesiyle, ‘Ben ormanlar kralı aslanım’ demiş. ‘Hemen kralınıza selam verin’ diye de eklemiş.

    Ormandaki hayvanlar, onun aslan olmadığını, aslan postu giymiş bir eşek olduğunu hemen anlamış. Bunun üzerine tilki hemen atlamış: ‘Madem aslansın, aslan gibi kükre bakalım’ demiş. Eşek başlamış ‘aii aii’ demeye. O kadar komik bir ses çıkarmış ki, bütün hayvanlar gülmeye başlamış.

    Bu sırada, ormandaki hayvanların arasında durumu izleyen kurt, eşeğin davranışlarına çok sinirlenmiş. Kurdun, kendi olmayı bilmeyen hayvanlara tahammülü yokmuş. Aklı başına gelsin diye eşeği kovalamaya başlamış. Kurttan kaçmak için eşek öyle hızlı koşmuş, öyle hızlı koşmuş ki, göz açıp kapayıncaya kadar sahibinin yanına gelmiş.

    Yaşadıklarından ders alan eşek, aslanlığın kendisine göre olmadığını anlamış ve eşek olmaktan mutlu olmayı öğrenmiş. O günden sonra, sahibinin verdiği bütün işleri mutlulukla yapmış ve elindekiyle yetinmenin en güzel duygu olduğunun farkına varmış.

    Cimri
    Cimri


    Masal dinleme sitemizdeki yeni masalımızda cimri bir adamın öyküsünü dinleyeceksiniz. Keyifli dinlemeler dileriz.
    Masalı dinlemek için oynat tuşuna basınız.

    Cimri Masalı

    Bir zamanlar cimri bir adam yaşarmış. Öyle cimriymiş ki bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömmüş.

    Gelgelelim aklı hep altınlarındaymış. Onları düşünmekten gözüne uyku girmez olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gece gündüz demez, aklına estiği zaman gider, toprağı kazarmış. Sonra altınlarını bir bir sayarmış.

    Rastlantı bu ya. Oradan geçen biri olanları uzaktan görmüş. Bakmış ki bu iş her gün tekrarlanıyor, durumu hemen anlamış.

    – “Bu adam cimrinin biri” diye düşünmüş.

    Bir zaman sonra bizim cimri yine toprağı kazmış. Kazmış ama altınlar yerinde yok! Ne yapsın? Başlamış dövünmeye, çırpınmaya.

    Uzun zamandır cimriyi gözleyen adam dayanamamış.

    – “Ne var? Ne oldu da böyle ağlıyorsun?” diye sormuş.

    Cimri cevap vermiş:

    – Daha ne olsun? Altınlarım yok olmuş. Hepsi çalınmış!

    Olan biteni bilen adam :

    – Altının ha varmış ha yokmuş. Harcayıp yemedikten sonra bir taş al, altın yerine onu göm. Senin için hiç farketmez, demiş.