Haziranda kar istemek masalı
Haziranda kar istemek Masalını dinlemek için aşağıdaki Player tuşuna Tıklayınız;
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Haziranda kar istemek
Özürlü çocuğunun bu dunyada en çok istediği şey top oynamakmiş. Fakat mahalle çocukları onu oyuna bir türlü almiyorlarmiş.Garibim saha kenarına oturuyor ,içini çekerek onları seyrediyormuş.Bıkmadan usanmadan: ”Ben de oynayasam.” diyor.ama her seferinde tersleniyormuş.Birgün bütün cesaretini toplayip takım kaptanına sormuş:
Bir kere olsun sizinle oynayabilirmiyim ?kaptan,çocuğa alaylı alaylı sırıtarak demişki:
Evet oynarsın , ama şansın varsa.
Ne şansı?
Bak… Eger kar yağarsa ve bir arkadaşimiz hasta olur gelmezse, onun yerine seni alirız,tamam mı?Çocuk,bu küçücük işarete bir sevinmiş bir sevinmiş ki, sormayın.Bir ümitle koşarak eve gelmiş.
Anne kar ne zaman yağar?
Kışin yağar oğlum.
Yarin yağsa?
Yavrum.Haziran’da karın yağdığı nerde görülmüş.
Peki karı kim yağdiriyor?
Elbette ALLAH’ü teala.
Ben ondan istesem ?
Sen karı ne yapacaksın ?
Eğer kar yağarsa arkadaşlarım beni oyuna alacaklar.
Öylemi?..Ah yavrum benim!…
Çocuk, odasına çekilmiş,öyle içten ama öyle içten dua etmiş ki…..ve ne olmuş biliyor musunuz ? Kar yağmış kar…..
Herkes şaşırmış , ama kaptan işin farkındaymış. O günden sonra hep takımına almış.
Çoban Hasan
Çoban Hasan Masalını dinlemek için aşağıdaki player tuşuna basınız.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Çoban Hasan
Vaktiyle, uzak diyarların birinde, buz gibi soğuk pınarların aktığı, yemyeşil çayırlarında binbir çeşit çiçeklerin açtığı bir köy varmış. Bahar geldiği zaman rengarenk kelebekler uçup binbir renkli çiçeklere konarmış. Hele bir de koskocaman ağaçlar varmış ki, boyları neredeyse göğe değecekmiş. Görenler hayran olur ibretle bakarmış. Soğuk pınarların aktığı bu uzak diyarda bir de Hasan adında küçük bir çoban varmış. Çoban Hasan, baba mesleği olan çobanlığı pek bir severmiş. Nasıl sevmesin ki, bir sürü koyunları, kuzuları ve de keçileri varmış. Çoban Hasan koyun sürüsünü önüne katar yemyeşil bozkırlara otarmaya götürürmüş. Derken günlerden yine güneşli bir bahar günüymüş. Çoban Hasan, koyunlarından kıvırcık olanının yavrulayacağını öğrenmiş. O kadar mutlu olmuş, o kadar mutlu olmuş ki sevinçten koskocaman çayırlarda bir o yana bir bu yana koşup duruyormuş. Günler günleri aylar ayları kovalamış ve Çoban Hasanın kıvırcık koyunu sonunda yavrulamış. Mini minnacık küçücük bir kuzu dünyaya gelmiş, görenleri kendine hayran ediyormuş. Bir de annesinden iştahla süt içmesi yok muu, seyretmeye doyum olmuyormuş. Çoban Hasan kuzusuna çok iyi bakıyormuş fakat diğer büyük koyunların keçilerin de çayırlarda otlaması gerekliymiş. Kararını vermiş, küçük kuzusunu da bozkırlarda otarmaya götürecekmiş. Bir sürü koyunlar keçiler çayırlardan geçip bozkırlara doğru yol almaya başlamışlar. Küçük kuzu ve Çoban Hasan koyun sürüsünün arkasından geliyormuş. Çoban köpeği Çomar da sürüye kurtlar saldırmasın diye önden gidiyormuş. Çoban Hasan bakmış ki arkadaşı Recep bozkırdan aşağıya doğru geliyor hemen arkadaşına seslenmiş: -Receep sabah sabah bozkırda ne yapıyorsun? Eğer bugün işin yoksa benimle koyunları otarmaya gelir misin? -Gelemem çünkü bu gün kasabaya inmem gerekiyor. Öylesine dolaşıyordum, birazdan minibüs gelecek yetişmeliyim. Recep Çoban Hasana iyice yaklaşınca küçük kuzucuğu fark etmiş ve hemen yanına koşmuş: -Aman Yarabbi bu ne kadar şirin bir kuzu. Bak Hasan, bilirsin buralarda kurtlar çakallar çok olur, sakın kuzuyu kurda kaptırmayasın. -Yok canım ne kaptırması. -Ama zavallı kuzucuk sürünün gerisinde kalıyor, onca yolu giderken ayakları yorulmaz mı? -Bir şey olmaz sen merak etme benim kuzum arslan gibidir. -Peki öyleyse, ben gidiyorum, haydi hoşça kal. -Güle güle Recep, yolun açık olsun. Recep gidince Çoban Hasanın içine bir kurt düşmüş ki sormayın gitsin ? Hoş sahiden de kurt değil, lafın gelişi işte korku gibi bir şey. Çoban Hasanı bir düşüncedir almış! -Hay Allah, ne yapsam acaba minik kuzumu gerçekten de kurtlar kapar mı? Ne yaparım ben sonra En iyisi kuzuyu kucağımda taşıyayım, hem sürünün de gerisinde kalmaz, demiş ve gerçekten de kuzusunu kucakladığı gibi bozkırın tepesine çıkarmış. Artık o günden sonra her bozkıra gidişinde kuzuyu kucağında taşımış. Nihayet kuzucuk büyümüş ve annesi gibi kıvırcık başlı bir koyun olup sürüye katılmış. Çoban Hasan da kuzuyu taşımaktan kurtulmuş..
Rüzgar ve Güneş
Rüzgar ve Güneş Masalını dinlemek için aşağıdaki player tuşuna basınız.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Rüzgar ve Güneş masalı
Güneş ve rüzgâr kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış. Rüzgâr
-Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım. Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim
Demiş. Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgâr kasırga şiddetinde esmeye başlamış. O kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş.
Sonunda rüzgâr pes edip durmuş. Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş. Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış.
Sonra , rüzgâra dönmüş nazik ve dostça davranışın, şiddet ve güç gösterisinden daha etkili olduğunu söylemiş
Hayvanları sevelim çocuk şarkısı
hayvanları sevelim
TRT İzmir Çocuk Korosu, tarafından seslendirilen hayvanları sevelim şarkısını türkiyenin çocuk masalları ve şarkıları sitesi Masaldinle.NET Üzerinden ücretsiz dinlebilirsiniz.
En güzel çocuk şarkılarını dinleyebileceğiniz tek site. Masaldinle.NET ..
hayvanları sevelim şarkısını dinle(mek) için aşağıdaki player butonuna tıklayınız
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Gerçek prenses
Gerçek prenses Masalını dinlemek için aşağıdaki player butonuna Tıklayınız.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Gerçek prenses
Bir zamanlar bir prens varmış. Bu prens evlenmek istiyormuş, ama evleneceği kişi gerçek bir prenses olmalıymış. Böyle birini bulmak için bütün dünyayı dolaşmış, ama çok büyük bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü, karşısına çıkan prenseslerin hakiki olup olmadığını bir türlü anlayamıyormuş. Hep eksik bir şeyler bir şeyler oluyormuş. Sonunda üzüntü ve umutsuzluk içinde yurduna dönmüş.
Bir gece korkunç bir fırtına çıkmış; şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor, kıyametler kopuyormuş. Derken sarayın kapısı çalınmış, yaşlı kral gidip kapıyı açmış. Fakat, o da ne kapıda, yağmurdan ve fırtınadan perişan olmuş bir zavallı bir kız duruyormuş. Üstelik her tarafından sular akan, tepeden tırnağa sırılsıklam olmuş bu kızgerçek bir prenses olduğunu söylüyormuş.
“Eh, anlarız bakalım!” diye düşünmüş yaşlı kraliçe, ama kimseye bir şey söylememiş. Yatak odasına gitmiş, yere bir bezelye tanesi koymuş. Bu bezelye tanesinin üzerine yirmi tane döşek, döşeklerin üzerine de yirmi tane kaz tüyü yatak koymuş.
Gece olunca prenses bu yatakta yatmış.
Sabah olunca kıza, gece nasıl uyuduğunu sormuşlar.
“Ah, korkunç bir şeydi!” demiş prenses. “Bütün gece gözümü bile kırpmadım! Allah bilir ne vardı yatak ta! Sert bir şeyin üstünde yatmışım gibi, her yerim çürüdü, mosmor kesildi! Gerçekten berbattı!”
Böylece anlaşılmış ki, yirmi döşek ve yirmi kaz tüyü yatağın altındaki bezelye tanesini hissedecek kadar nazlı, narin olduğuna göre, bu prenses hakiki bir prensestir!
Prens onunla evlenmiş. O bezelye tanesini de müzeye koymuşlar. Eğer kimse almadıysa, bugün bile gidip görebilirsiniz onu.




