Post Icon

Para, Cimri ve Nasrettin Hoca

Para, Cimri ve Nasrettin Hoca

Bir gün, cimrinin ve boşboğazın biri Nasrettin Hoca’ya:
– Hoca Efendi, parayı sende mi seviyorsun?.. diye Hoca’ya tepeden inme bir soru sorar.
Hoca, bu tip adamları yakinen tanır. Ele talkın verip kendileri salkım yutan cinstendir bunlar.
Hoca hemen cevabı yapıştırır:
– Para, insanı cimri ve vicdansız adamlara muhtaç olmaktan kurtarır. Onun için sevsem de ayıp sayılmaz.

Bu fıkradan çıkaracağımız dersler;

Nasrettin Hoca, münasebetsiz soru soranlara layık olduğu şekilde cevap verir.
Verdiği cevaplarla onları iyiliğe sevkeder, kötülükten sakındırır ve doğruyu gösterir.
Fazla tatlı olma, yutulursun; fazla acı olma, atılırsın. Hoca, bu hikâyede münasebetsiz
insana tatlı sert uslubunu kullanmıştır.
Başkasına muhtaç olmamak için çalışmak da ibadettir.

Cimrinin yüzüne bakmak, insanın kalbini katılaştırır. Cimrilerle karşılaşmak müminler için belâdır.
Eldeki para, hürriyetin aletidir. Peşinde koşulan para ise, kölelik aletidir.
Para, efendi değil, vasıtadır. Başkalarına nuhtaç olmamak ve mutaç olanlara da yardım
için gereklidir.
Para iyi bir hizmetçi, kötü bir efendidir.

Etiketler: , , , ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS
Yorum yazmak ve diğer yorumları görmek için tıklayınız.1
Post Icon

Hatun, Sen de Haklısın!

Hatun, Sen de Haklısın!

Nasrettin Hoca’nın kadılık (hakimlik) ettiği günlerde adamın biri yanına gelir. Adam,
komşusundan şikayetçidir. Derdini anlatır. Hoca, adamı güzelce dinledikten sonra:
– Haklısın! diyerek gönderir.
Biraz sonra adamın şikayetçi olduğu komşusu çıkagelir. O da az önce gelen komşusundan
şikayetçidir. Derdini anlatır, hakkının verilmesini ister.
Hoca onu da güzelce dinler. Sonra: – Haklısın! diyerek onu da yollar.
O sırada Hoca’nın yanına gelmiş bulunan ve konuşulanlara kulak misafiri olan karısı, bu işe şaşar.
Hocaya:
– İlahi Hoca Efendi! Sen ne biçim kadısın? Birbirinden şikayetçi olan iki adamın ikisi birden hiç
haklı olur mu? diye sorar.
Karısının bu sözleri üzerine Hoca, bir süre düşündükten sonra ona şöyle der:
– Hatun, sen de haklısın.

Bu fıkradan alacağımız Öğütler;

Nasrettin Hoca, çok yönlü bir insandır. O, herkesin farklı kabiliyetlerde yaratıldığını ve ona göre tavır geliştirmek gerektiğini bilir. Bütün nükteleri zamana ve mekâna da uygundur.
Hoca, burada haksızlık etmemek için çok dikkatli davranmıştır. Hem de hakların verilmesinde ne derece dikkatli olunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Kimin delili kuvvetli ise, kim meselesini daha güzel ortaya koyarsa, hakim onun lehine hükmedebilir. Bu konuda sevgili Peygamberimizin de bir uyarısı vardır. Güzel bir dil ve delille hakkı lehine çevirmeye çalışan kimseye “Ben dinlediğime göre hüküm veririm. Etkili konuşmasıyla beni yanıltan kimseye, ateşten bir parça verilmiş olur” diye ikazda bulunmuştur.
Hâkimler, lehine hüküm verseler de sen gerçek hükmü vicdanından iste.
Hâkimlerin iki bölüğü cehennemdedir, bir bölüğü cennete. Gerçeği bilen ve ona göre hükmeden cennettedir. Gerçeği bildiği halde aksine karar verenle, bilgisiz hüküm veren cehennemdedir.
Karısının, yerinde soru sormasını beğenen Hoca, “Sen de haklısın hanım” karısını da gönüller. Her zaman herkesi memnun edemeyiz ama herkesi memnun edecek biçimde konuşabiliriz.

Etiketler: , , , , ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS
Yorum yazmak ve diğer yorumları görmek için tıklayınız.0
Post Icon

Bu Kediyse Et Nerede?

Bu Kediyse Et Nerede?

Nasreddin Hocanın canı bir gün yahni ister. Kasaba gidip iki kilo et alır, eve gönderir.
Hocanın karısı, yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Misafire ikram edecek başka şeyi olmadığından yahniyi pişirip, komşularına ikram eder.
Akşam olup da evine yorgun argın dönen Hoca, yahninin özlemiyle sofraya kurulur.
Biraz sonra karısı Hocanın önüne bir tabak bulgur aşı koyar. Hoca kızar:
–Hatun, hani bizim yahni? Karısı misafire ikram ettiğini söylemeye cesaret edemez.
–Hiç sorma efendi! Senin gönderdiğin eti kedi yedi, der. Hoca sofradan kalkar. Kediyi tartar.
Kedinin zayıflıktan bir deri bir kemik ve açlıktan bitkin halde olduğunu görür.
Bir karısına bir kediye bakar.
–Hatun, gerçekten eti bu bizim kedi mi yedi? diye sorar. Karısı:
–Evet Efendi! Bu utanmaz kedi yedi, der.
Hoca, koşarak el terazisini getirir. Terazinin bir gözüne kediye, öbür gözüne kilogramları koyar.
kedi tam iki kilo gelir. Hoca karısına bakarak:
–Bak hatun! Şu gördüğün bizim kedi tam iki kilo geldi. Aldığım et de iki kiloydu. Bu tarttığım
kedi ise, et nerede? yok bu tarttığım et ise, kedi nerede?! diye sorar.

Bu fıkradan alacağımız Öğütler;

Nasrettin Hoca, gerçekçi ve her zaman lafın doğrusuna taliptir. Kendisi karşı tarafı rencide etmemek için saf görünür. Fakat nükteleriyle aldatma ve yalanlara kanmadığını ispatlar.
Hoca’nın hoşgörüsüne diyecek yoktur. Son derece affedici ve hoşgörülü bir insandır. Ama hiç bir zaman aptal yerine de konmak istemez. Yani herşeyin farkındadır. Hanımının sözlerine kanmadığını kendi esprili uslubuyla göstermiştir.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. İşe yalan karıştırmak, işin ve insanın değerini düşürür.
Yalanın faydası geçici, doğrununki ise süreklidir.

Etiketler: , , , , ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS
Yorum yazmak ve diğer yorumları görmek için tıklayınız.5
Post Icon

Kurdun Kuyruğu Koparsa

Kurdun Kuyruğu Koparsa

Nasrettin Hoca arada bir arkadaşlarıyla beraber ava da çıkardı. Kurtlardan iyice bıkan Köy halkı, hayvanlarını yiyen kurtları avlamak için gruplara ayrılırlar.
Hoca ve bir arkadaşı bir kurt ini görürler. Arkadaşı kurt yavrusunu yakalamak için ine girer.
Hoca ise dışarıda kalır. O sırada ana kurt çıkagelir. İne girerken Hoca, kurdun kuyruğunu sıkıca yakalar ve hayvanın ine girmesini önlemeye çalışır. Kurt Hoca’dan kurtulmak için çırpınırken inin içi toz duman içinde kalır. Arkadaşı inin içinden Hoca’ya seslenir:
– Hocam, bu toz duman da nedir?
Hoca dışarıdan cevap verir:
–Dua et de kurdun kuyruğu kopmasın. Eğer koparsa toz dumanı o zaman görürsün!..

Bu fıkradan alacağımız ders / Öğüt;

Her ormanı boş sanma, belki de kuytularında bir kaplan uyuyordur.
Tehlikeyi hafife almak, kişiyi zor duruma düşürür.

Bu hikâyede avcılar, kurt yavrularını yalnız görünce, tedbirsizce hemen ine girdiler.
Nasrettin Hoca, bu hikâyede tehlikeyi hafife almanın ve tedbirsizliğin kişiyi ne kadar zora
düşürdüğünü “kurdun kuyruğu koparsa tozu dumanı görürsün!” sözüyle kısaca anlatmıştır.

Etiketler: , , , , ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS
Yorum yazmak ve diğer yorumları görmek için tıklayınız.0
Post Icon

Kurt ile Köpek

Masaldinle.NET Tarafından sunumu yapılan Kurt ile Köpek Masalını dinlemek için aşağıdaki Player tuşuna Tıklayınız;

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Kurt ile Köpek

Kurdun biri açlıktan bir deri bir kemik kalmış. Çünkü hiç av bulamıyormuş. Köpekler koyun sürülerini çok iyi koruyorlarmış. Kurt bir gün ormanda gezerken köyün besili köpeklerinden birine rastlamış. Önce köpeğe saldırıp parça parça etmeyi düşünmüş ama bakmış köpek kolay lokma değil. Sakince yanına yaklaşmıs ve iltifat etmeye başlamış.
“maşallah, çok iyi bakmışsınız kendinize.”
siz de benim gibi iyi beslenebilir, rahat bir yaşam sürebilirsiniz aslında demiş köpek.
Kurt sormuş “nasıl olack o?”
Köpek: “bırakın ormanları gelin benimle. Bu sizinki hayat değil. ne bir rahat lokma yiyebiliyorsunuz ne rahat bir uyku uyuyabiliyorsunuz.”
Kurt sormuş:
“Orda ne iş yapacağım peki?”
“Hiç canım, demiş köpek, ufak tefek işler: Fakir fukaraya saldırmak, Evin adamlarına kuyruk sallamak, Efendine hoş görünmek, hepsi bu kadar.” Buna karşılık bol bol yemek veriyorlar. Bütün artıklar senin: Tavuk kemiği mi istersin, Güvercin, bıldırcın kemiği mi istersin!
Sevinçten Kurdun ağzı kulaklarına varmış
Sonra kurt, köpeğin boynunda bir iz görmüş.
“Bu da ne böyle?” demiş.
“Hiiç,” demiş köpek.
“Hiç, ama ne?”
“önemsiz bir şey…”
“Söyleyin canım, merak ettim.”
“Tasmanın yeri olacak; bağlıyorlar arada bir…”
“Ne? Bağlıyorlar mı?” demiş kurt; Öyleyse her istediğiniz yere gitmek yok!
“Her zaman yok, ama ne çıkar bundan?”
“Ne mi çıkar? Bundan çıkar ne çıkarsa! Sizin olsun eti de, kemiği de; Dünyaları verseler yokum bu işte.” Böyle demiş kurt der demez de çekip gitmiş.

Etiketler: , , , , ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS
Yorum yazmak ve diğer yorumları görmek için tıklayınız.0